.

Döviz Kurları   Hava Durumu   İstanbul Yol Durumu

............Ellerine Sağlık Başkan...

 

“Dünya ölçeğinde baktığımızda üretimin en büyük bölümü Avrupa’da yani Celimo ülkelerinde, tüketimin en büyük bölümü Avrupa’da, ihracatın en büyük bölümü yine Avrupa’da. Halen böyle devam ediyor. Avrupa üretimi bırakmış değil. Teknolojinin de çıktığı yer Avrupa ve dolayısıyla Celimo bu işin en önemli örgütü denilebilir.”

 

 

 

 

 

 

 

TT Magazin: Celimo nedir? Nasıl bir kuruluştur, misyonu nedir, ne zaman ve hangi amaçlarla kurulmuştur?

 

Celimo 1965 yılında Avrupa’nın en büyük sektör dernekleri tarafından kuruldu. Derneğin birinci amacı üye olan ülkeler arasında sektörüyle ilgili bilgi alışverişinin sağlanması. Distribütörlerin haklarının korunması da amaçlarının arasında. Fakat Celimo ismiyle 1971 yılında kurulmuştur. Şu anda 13 üyesi var. Bugün itibariyle son üyesi bizim ülkemizdir. Türkiye 2000 yılında TİAD ile derneğe katıldı. Celimo Avrupa ülkeleri arasında oluşturulan bir dernek olması nedeniyle standart oluşturmayı ve standardın seviyesini yukarılara çekebilme gücünü de yanında getiriyor.

Derneğin birçok amacı var. Takım tezgahı ve takım ticareti yapan firmaların hem üreticiye yaptığı hizmetin iyi düzeylere gelmesini hem de son kullanıcının iyi hizmet almasını ve bunların da standartlarını Avrupa topluluğu seviyesinde oluşturulmasını sağlamayı amaçlıyor. Distribütör ve üretici arasındaki bağlantıyı sağlamaya çalışıyor. Üye olan ülke derneklerinin takım tezgâhları ithalatçılarının ve distribütörlerinin temsili en önemli görevi. Diğer görevleri Avrupa komisyonunda üreticilerle, distribütörler arasında oluşan veya oluşacak olan sorunların çözümüne yardımcı olmak, değişen pazar değer ve koşullarını değerlendirerek kendi üyelerine ders çıkarmak, yol çizilmesini sağlamak. Ekonomik araştırmalar yaparak Avrupa ve Amerika’da ticaretin nasıl gittiğini ve nasıl bir seyir göstereceğini araştırmalarla ortaya çıkartmak. Üreticilerle satıcılar arasında bir zincir oluşturmak. En uygun distribütörlük ve satıcılık anlaşmalarının yapılmasına sağlamaya çalışmak. Avrupa topluluğunda alınan yeni direktiflerden ve kanunlardan dernek üyelerinin haberdar etmek. Avrupa Topluluğu üyelerini bir araya getirerek bir iletişim ve paylaşım platformu oluşturmak. Paylaşılan tecrübelerin, edinilen bilgilerin herkesin yararına kullanılmasını sağlamak olarak amaçlarını özetleyebiliriz.

Celimo uluslararası toplantılara ev sahipliği yapıyor. Avrupa çapında mümessil arayan firmalara yardımcı oluyoruz. Bu 13 ülkenin dernekleri bize üye olduğu için bu ülkelerde bir mümessil arandığında o ülkenin derneğinin de yardımını alarak firmayı iyi temsil edecek yönetimin oluşturulmasını sağlamaya çalışıyoruz. Cecimo gibi derneklerle işbirliği oluşturuyoruz. Amerika’da ve Japonya’da kurulmuş derneklerle işbirliğimiz var. Amerika’daki fuara katılıyoruz, sunumlar yapıyoruz. Katıldığımız fuar açılışlarında Avrupa’daki sektör hakkında bilgiler aktarırız. Üç ayda bir dergi çıkartırız. Bize üye olan ülkelerdeki insanları bilgilendiririz. Her ülkenin derneğini tanıtırız. Takım tezgâhındaki gelişmeleri anlatırız.

 

TT Magazin: Celimo bugüne kadar neler yaptı? Neler yapacak?

 

Celimo’nun üyesi kişiler ve firmalar değil. 13 ülkenin sektör dernekleridir. Üyelerinin dünya pazar payları da oldukça yüksektir.  Dünya ölçeğinde üretim alanındaki payı 2007 yılında 21 milyar

Euro’dur. Takım tezgahı tüketimine baktığımızda ki bu en önemli göstergedir;  Celimo ülkelerinde 15 milyar Euro’luk takım tezgahı tüketiliyor. Japonya 5 milyar Euro. İthalata baktığımızda 10 milyar Euro’luk tutarında ithalatı var. Çin 5 milyar, Amerika 3 milyar, Tayvan 2 milyar, Japonya 500 milyon Euro. Celimo ülkelerine baktığınızda takım tezgahı konusunda dünyada en önde gelen ülkeler olduğunu görüyoruz. Yani dünya ölçeğinde baktığımızda üretimin en büyük bölümü Avrupa’da yani Celimo ülkelerinde, tüketimin en büyük bölümü Avrupa’da, ihracatın en büyük bölümü yine Avrupa’da. Halen böyle devam ediyor. Avrupa üretimi bırakmış değil. Teknolojinin de çıktığı yer Avrupa ve dolayısıyla Celimo bu işin en önemli örgütü denilebilir.

Takım tezgahı olarak baktığımızda; 2007 yılı Avrupa’nın üretim yılı olarak değerlendiriliyor. Bu yıla kadar böylesine büyük artışlar olmadığını görüyoruz. Takım tezgahı üretimi %15 artmış; mesela %15 Almanya, %17 Hollanda, %28 Avusturya, %20 İsviçre, %14.7 Türkiye artışları görülüyor.

Makine ihracatı bir önceki seneye göre %12.5 artmıştır. Bu da Avrupa’nın ihracat rekoru olarak değerlendiriliyor. 2008’de yeni bir rekorun geleceği bekleniyor. Nerde çok artmış diye baktığımızda; Fransa %17.8, Avusturya %24, İtalya %12, Avrupa %11, İsviçre %24, Türkiye %14 artmıştır.

İmalatı ise takım tezgahı tüketimi belirler. Takım tezgahını çok tüketiyorsanız dolayısıyla çok üretiyorsunuz demektir. Celimo ülkelerinde %19.2 artış var bir önceki yılla kıyaslandığında ve en büyük artış %23 Danimarka, %31 Finlandiya, %29 Almanya olarak görülüyor. Almanya bir önceki yıla göre %29 daha fazla makine almış. İtalya % 24  daha fazla makine almış, İsveç %28 daha fazla makine almış. Bu değerler bize Avrupa’daki üretimin çoğaldığını söylemektedir.

Avrupa 2007 yılında rekor düzeyde üretim yapmıştır. İlerdeki beklenti daha da artacağı konusundadır. Avrupa’da önümüzdeki 10 yıl içerisinde rakamların daha da artacağı beklenmektedir. Mesela; bunların açığa çıkartılması bizim işlerimizden bir tanesidir.

 

TT Magazin: Bu duruma göre nasıl hareket edilecektir? Ne yapılması gerekiyor? Türkiye’ye ne düşer?

 

Türkiye’nin geleceğinin bu konularda iyi olduğunu rahatlıkla söylemek mümkündür. Yönetimimiz tarafından da kabul edilmektedir. Avrupa tarafından da kabul edilmektedir. Ülkemizde mühendislik vardır. Teknisyenlerimiz vardır. Üretme imkanı vardır. Bu durum takım tezgahı üretmenin yanı sıra başka şeyleri de üretmeyi getirecektir. Uçak parçaları, otomotiv parçaları, kalıpçılık üretimlerini de geliştirecektir. Türkiye’nin bu anlamda önü açıktır.

 

TT Magazin:Şimdi Celimo’nun içinde kimler en büyük tezgah kullanıcısıdır?

 

Celimo’nun içindeki en büyük üretici Almanya’dır. Takım tezgahı tüketimi geçtiğimiz yıl 5.3 milyar Euro, sonra İtalya’dır 3.7 milyar Euro’yla daha sonra Fransa gelir

1 milyar 97 milyon Euro ve İsviçre 1 milyar 5 milyon Euro ardından Türkiye 851 milyon Euro. Biz bu konuda İngiltere’nin önündeyiz. Avusturya’nın, Belçika’nın, Danimarka’nın ve Hollanda’nın önündeyiz. Celimo’nun içinde biz İsviçre’ye yakınız. Biz bunları geçeceğiz. Gösterge açıktır. Biz bunları geçerek Avrupa’nın üçüncü üretim gücü olacağız. Sıralama Almanya, İtalya ve bizim ülkemiz olarak şekillenecek. İspanya var Celimo’nun dışında o da bizim rakamlarımıza yakındır. Bir iki seneye kadar İspanya’yı geçeceğimiz öngörülüyor.

İthalata bakarsanız; ithalatta da tabi yine en büyük pay Almanya’nın ikinci büyük yine İtalya burada bizden önde Fransa yani Avrupa’nın dördüncü büyük gücüyüz. Ama birkaç yıl içerisinde yine ithalatta da üçüncü büyük güç olacağımız öngörülmektedir. 

Takım tezgahı imalatına bakacak olursak; burada bizim önümüzde ülkeler var. Almanya, İtalya, İsviçre, Avusturya, Fransa, İngiltere bu ülkeler bizim önümüzde ama biz bu konuda da ileri gideceğiz doğal olarak.

Bu tür sentezleri yapıyoruz. Birçok konuda fikir teatisinde bulunuyoruz. Fakat bunları herkese duyuramıyoruz.

Dünyada ticaretin şekilleri değişiyor, takım tezgahları konusunda, bizler bunlardan haberdar oluyoruz, tartışıyoruz.  Avrupa’da yeni usuller gelişiyor. Örneğin; üretici bir milyon adet yeni parça üretecek diyelim. Türkiye de olsa çağırır bizleri ve işte ben parçayı üreteceğim diye danışır. Bizlerde ona şu makineyi al diye bazı önerilerde bulunuruz. Üreticide önerilerden birini değerlendirir ve uygulamaya koyar üretime başlar. Oysa ki Avrupa da son günlerde üretici takım tezgahı satıcısını çağırır ve üreteceği parçayı gösterir, ne kadar üreteceğini söyler, üretimin yapılacağı yeri gösterir ve yılda bir milyon parça üretip teslim edeceğini söyler ve adet olarak hesaplanır. Üretici ben sana ayda şu kadar öderim benim üretimimi tamamladığında burayı boşaltır çıkarsın diye teklifte bulunuyor. Hangi makine, tutarı nedir gibi hesaplar yok.  Bu tür anlaşmalar bugün bizim ülkemizde yok fakat bunlar da gelecek demektir. Avrupa’da makine kiralaması var ama henüz bizim ülkemizde yok. Yani değişik şeyler duyuyoruz, değişik şeyler görüyoruz. Avrupa’nın durumunu görüyoruz. Teknolojinin en iyisi, en hassası, en serisi bugün yine Avrupa’dan çıkıyor. Bazı makineleri Japonya üretemiyor çünkü teknolojisi yetmiyor. Dolayısıyla o da teknolojiyi Avrupa’ dan satın alıyor. Sözün özü bu konu da Avrupa çok büyük bir güç.

 

TT Magazin: Avrupa makine satıcılarının birliği olan Celimo, Avrupa’nın makine üreticilerinin karşısında mı?

 

Yapılan ticarete baktığınızda en büyük oran Celimo’ya üye ülkeler arasında gerçekleştiriliyor. Dolayısıyla bizlerde de üretici ve ithalatçı dernekler arasında da görüş ayrılıkları olabiliyor. Ben buna katılmıyorum böyle bir ayrılık olmasının gerektiğine inanmıyorum. Türkiye’de de Avrupa’da da olması gerektiğine inanmıyorum. Celimo’ya başkanlık yaptığım dönemde en büyük çalışmalarımızdan biride bu konuda oldu. Celimo olarak Cecimo’ya gittik ve biz sizin karşınızda değiliz, rakibiniz değiliz, biz sizin yandaşınızız dedik. Bir araya gelerek istek ve sorunlarımızı paylaşalım önerisini götürdük. Cecimo’yla ikinci toplantımızda aynı masaya oturduk ev “Ne yapmalıyız?” sorusuna birlikte yanıt aradık. Görüşmelerimizin sonucunda ise her iki dernek içinde önemli olanın Avrupa’daki makine kullanımının artması olduğunu bulduk. Celimo açısından bakarsanız zaten %70 civarı satılan makinenin Avrupa’da üretilen makine olduğunu ve üye ülkelerin her birinin birbirlerinin ürettiği makineleri sattığını görüyorsunuz. Cecimo için de Celimo için de önemli olan üretimin artmasıdır. Bizim içinde üretim artacak ki biz müşteri bularak bu makineleri satalım. İş artacak ki üretici Avrupa ülkelerine ve dünya ülkelerine satış yapılabilsin.

Celimo ve Cecimo olarak ana hedeflerimizin ortak olduğunun tespitini yaptıktan sonra “Bunun için ne yapmalıyız?” sorusuna yine birlikte yanıt aradık. Bunun daha çok yaygınlaştırılması gerektiğine, sesimizi duyurmamız gerektiğine ve Avrupa Parlamentosu’nda bunları anlatmamız gerektiği konusunda birleştik. Takım tezgahlarının çok önemli olduğunu ve bu konuda başı hala Avrupa’nın çektiğini ve çekmek zorunda olduğunu, teknolojinin burada üretildiğini, buradan yayıldığını ve bunun bırakılmaması gerektiğini, çocuklarımızın mühendisliği, makine imalatını ve makine kullanmayı sevmesi gerektiğini ancak bu şekilde önderliğimizin, yenilikçiliğimizin, yaratıcılığımızın devam edebileceğini ve dünyaya bu şekilde önderlik edebileceğimizi anlatmamız gerektiğini birlikte gördük. Celimo’nun ve Cecimo’nun ana amaçları bunlardır. Cecimo ile ortak çalışmalarımız devam edecek. İki derneğin ikinci ortak noktasının ise Avrupa’da istediği ara elemanları bulamadığı olduğu belirlendi. Makine kullanacak, program yazacak ara elemanları bulamıyor olmak ortak sorunumuz. Bu konu üzerinde de çözüm yolları aranacak. Bu konuyu Avrupa Parlamentosu’na taşıyacağız.

 

TT Magazin: Bu sorun yalnızca Avrupa’nın değil ülkemizin de sorunu, mesleki eğitimle ilgili sorunun nasıl aşılabileceğini düşünüyorsunuz? Son 2-3 belki 5 yılda dünya da takım tezgahları sektörü nereden nereye gitti ve de gidecek?

 

Yeteri kadar kalifiye eleman bulunamıyor. Avrupa’da da bulunamıyor. Türkiye’de de bulamıyoruz. Bu elemanların yetiştirileceği yerler; üniversiteler, dışarıdan destekli kurslar olabilir. Bugün TİAD olarak bunların peşindeyiz. Eğitimler düzenliyoruz. Bu konuda Avrupa parlamentosunda çok iyi fonların oluşturulacağını düşünüyoruz. Bunu takip edersek, dernek için de, Türkiye için de çok karlı olabilir.

Meslek liselerine ihtiyaç var, makine kullanımı çok önemli. En büyük makine kullanıcılarını bugün Celimo, Çin, Amerika ve Tayvan olarak sıralayabiliriz. En büyük ithalatçılar en sanayileşmiş ülkeler olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye’nin ne kadar takım tezgahı kullanımı artarsa ihracatta o kadar artacaktır. Bu istatistiklerin iyi bir şekilde irdelenmesi ve okunması, sonuçlarının paylaşılması da Celimo’nun işlerinden birisidir. Takım tezgahı sektörünün nereye gittiğinin anlaşılması ve görülebilmesi açısından önemlidir.

Mesela son yıllarda Tayvan’ın çok adı geçmeye başladı. Bu ileride Tayvan üretimi makinelerin Avrupa’ya daha çok girmesi anlamına geliyor. Baktığınızda Tayvan en büyük makine ithalatçılarından birisi, makine kullanımına baktığımızda 2 milyar 700 milyon makine kullanmış. Üretime baktığımızda 3 milyar Euro’luk makine üretmiş Güney Kore’nin ardında ve bu rakamlar son derece güzel rakamlar. Güney Kore ve Tayvan için Avrupa pazarına girmek çok önemlidir. 

Türkiye en büyük ithalatı Tayvan’dan yapıyor, sonra Almanya sonra İtalya olarak sıralanıyor.

İtalya’nın, Fransa’nın ve Danimarka’nın en çok makine aldığı ülke Almanya yani en büyük ticaret kendi aralarında dönüyor aslında. Ama Tayvan rakamına baktığımızda 481 milyon Euro’luk malı Avrupa’ya girmiş.

Ülke olarak gelişen pazarın değişen dinamiklerini ve gerekliliklerini iyi değerlendiremiyor ve sadece bir yönüyle ele alıyoruz. Mesela; Çin malı kötü mal dedik ve girişini engellemeye çalıştık. Oysaki olayın bir başka boyutu var. Kalabalık bir nüfus ve biz bunlara ne satabiliriz noktasından bakmıyoruz. Büyük bir alıcı olmasına rağmen değerlendiremiyoruz. Ve biz farklı tavırlar, olumsuz yaklaşımlar gösterdiğimizde bunların yansımaları, yankıları bizlere, ülkemize hoşumuza gitmeyen şekillere bürünerek geri dönüyor. Herkesin olumsuz konuşmaları aslında Türkiye’ye olumsuz yansıyor. Biz “Çin’e ne satabiliriz?” noktasında yaklaşmıyoruz. Biz kendi üretim noktamızda çözüm aramaya gideceğimiz yerde oradan mal gelmesini nasıl engel olabileceğimiz noktasından hareket ediyoruz. Fırsat olarak kullanmak yerine kriz olarak kullanıyoruz.

 

TT Magazin: Celimo’nun ilk Türk başkanı olarak nasıl bir başkanlık dönemi geçirdiniz? MİB içerisinde görev aldığınızı biliyoruz, Celimo’ya Başkanlık yaptığınız dönemde Cecimo ile yapıcı bir yaklaşım içinde bulundunuz MİB’deki döneminizde de benzer çalışmalar yapacak mısınız? 

 

Ben iki yıl başkanlık yaptım şimdi bir Avusturya’lı milletvekili başkanlık yapıyor. Genelde benden memnundular. Bırakmamı istemediler. Herhalde memnundular ki böyle yaklaştılar.

Bence herkesin çıkarı örtüşüyor. Türkiye makine sektörünün gelişimi TİAD için de iyi olacaktır. Birlikte aynı masaya oturularak iletişim platformu oluşturmak gerekiyor. Ben bu konuda da üzerime düşeni yapacağıma inanıyorum.

 

TT Magazin: Celimo bugüne kadar neler yapmıştır, yani sektöre nasıl katkılar sağlamıştır?

 

Yılda 4 kez yönetim kurulu toplanarak değerlendirmeler yapılıyor. Yılda bir kez de genel kurul toplanıyor. Genel kurula tüm ülkelerden bütün delegeler geliyor. Bu daha kapsamlı bir toplantı oluyor. Avrupalılar bunu daha güzel yapıyor. Sosyal yönleriyle birlikte gerçekleştiriliyor. Eşlerle birlikte, eşlerimiz gezi yaparken bizler toplantı yapıyoruz. Daha sonra birlikte geziler oluyor ve gala yemeği yapılıyor. İnsanların tanışması sağlanıyor. EMO fuarı içerisinde bir uluslararası toplantıyı Celimo düzenliyor. Dünyanın çeşitli bölgelerinden katılımcılar geliyor. Dünyadaki Takım Tezgahı sektörünü tartışıyoruz; gidişatı, artışları ve azalışları yani dünya ölçeğinde “Sektörün durumu nedir?” bunu değerlendiriyoruz. Üç ayda bir dergi çıkartıyoruz. Web sayfamız var, yenileniyor. Simtos fuarının açılışını yaptım, Kore Başbakanı ile birlikte ve konuşma yaptım. Amerika fuarının açılışında bulundum ve orada da konuşma yaptım. Bunlarda Celimo Başkanı’nın görevleri arasında. Yeni ülkeler bulmak ve Celimo’ya katılmalarını sağlamak da görevlerimiz arasında, bu konuda başkanlığım sırasında yeni bir ülke katılmadı.

Geçtiğimiz EMO fuarında Hindistanlı bir grupla bir araya geldik ve “Avrupa’da biz nasıl mal satarız?”konusunu değerlendirdik. Onlara Avrupa’yı ve Avrupalıyı anlatmaya çalıştık. Neler yapmaları gerektiğini anlatmaya çalıştık. Rusya ve Hindistan’da çok büyük gelişmelerin olacağı bekleniyor. Avrupa’ya mal satmak için çok çalışıyorlar ve çok hevesliler. Tabi bu konuda Avrupa’ya mal satmak üstatlığın alınması gibi görülüp değerlendiriliyor. Ehliyetin alınması. Bütün ülkeler için bu durum farklı değil. Mal üretip Avrupa’ya satıyorsanız rüştünüzü ispatlamış oluyorsunuz.

 

TT Magazin: Sizin Celimo’ya Celimo’nun size ne katkıları oldu?

 

TİAD’ın Celimo üyeliğini değerlendirebilir misiniz? Birbirine neler kazandırdı ve neler kazandırır?

TİAD’la başlayan sürecin bir getirisidir Celimo Başkanlığım. Yoksa ben topluluk önünde konuşmayı da çok seven biri değildim. İlk toplantıdaki konuşmada zorlandım hatta bırakıp gitsem diye düşündüm. Daha sonra alıştım ve toplantıları yönettim hatta bunu da iyi yaptım. Zamanları boşa harcatmadan, tartışmalara ve kavgalara zemin hazırlamadan, doğru konuları konuşturarak, doğru konulara yönlendirerek bunu yapabildim. Bu ayrı bir özellik istiyor, kolay değil. Bunu orada kolay kolay uygulatmazlar çünkü orada sektörün duayenleri de var; sizin ilkeleriniz doğru olsa da.

İlk başkanlık günlerimde bir klüp gibiydiler. Öncü insanların toplandığı bir klüp gibiydi zaman içinde bu durum da değişti. Yaşlı insanlar ayrıldı, gençler geldi yeni hedefler belirlendi yani Celimo da yenilendi. Dünya düzeni de ona göreydi. Hepimiz değiştik. Benden önceki başkan bana başkan olacağımı söylemişti bende “Bunlar beni başkan yapar mı? Mümkün değil.” diye düşünmüştüm. Bizi kabul etmeleri ve bizim başkanımız Türk demeleri kolay bir şey değildi. Bu sürecin bana da çok katkıları oldu. TİAD’ın göreviydi ve başarılı bir şekilde yaptığına inanıyorum. Bülent Bey de, ben de Türkiye’yi en iyi şekilde temsil etmeye çalıştık. Yönetimde iki yıl daha oturmam gerekiyor. Daha sonra bizim gibi iyi bir ikili bulunması gerekiyor.

Genç ve bizlerden daha iyi arkadaşlarımızın görevi üstlenmeleri gerekiyor. Çok iyi lisan bilmek ve kültürü iyi tanımak gerekiyor. Ayrıca kendilerinin değil eşlerinin de iyi lisan bilgileri ve iletişim becerileri olmak zorunda. Bu tek başına yapılan bir iş değil. Eşlerle birlikte yapılan bir iş.  Yönetimde bizler görev yapıyoruz ama eşlerimiz de onların eşleriyle görüşüyor, iletişim kuruyorlar. Onlarda kendilerini kabul ettirme mücadelesi veriyorlar. Bu özelliklerin kendilerinde toplandığı bir ikili oluşturmak gerekiyor. Bülent Yılmazer’in de büyük katkıları oldu. Ama burada bir başarı varsa bu TİAD’ın başarısıdır. Bir genel kurulu Türkiye’de yaptık. Başarılı bir organizasyon yaptık. Burada ki insanlar artık Türkiye’yi iyi bir şekilde tanıyorlar. Organizasyona katılanların birçoğu Türkiye’yi tanımıyorlardı ama bu vesileyle tanıdılar. Çok etkilendiler, güzel anılarla hatırlıyorlar. En iyi şekilde ağırlandılar. Bizim sektörümüz üzerine bu anlamda düşen görevi yapmıştır. Her sektör bu şekilde görevini yaparsa sorun da kalmaz diye düşünüyorum. Onların kültürünü bilen ve onlarla aynı lisanı konuşabilen insanların olması önemlidir.

MTA İngiltere’nin sektör derneğidir. Celimo içerisindeki en köklü ve en güçlü dernektir. Ama Türkiye’nin derneği de oldukça iyidir. Bazı ülkelerde üreticiler ve satıcılar bir dernek çatısı altında toplanmış şekilde temsil edilmektedir. İngiltere’nin derneği de bu şekilde yapılanmıştır. Hem Celimo’da hem de Cecimo’da başı çeken bir dernek ayrıca çok düzgün işler de yapmaktadır.

 

TT Magazin: Ülke olarak bundan sonraki hedeflerimiz ne olmalıdır ve neler yapılması gerekir?

 

Türkiye olarak dünyanın tek bir pazar olduğunu kabullenerek dünyaya çalışmayı hedeflemeliyiz. Bu pazardan pay almak için Türkiye Takım Tezgahları olarak nasıl bir pazarlama stratejisi geliştireceğimize odaklanmamız lazım. Türk markasını nasıl oluşturabiliriz, hepimizin bu konu üzerinde çalışması çok önemlidir. Son derece iyi pazarlanması ve bunun çok iyi çalışılması lazım. Satıcı olan bizler veya TİAD önemli bir görev yapabilir. Yabancı ne ister? Ne alır? Neden alır? gibi sorulara yanıt aramalı ve satış yapacağı kitleyi iyi tanımalı ki ona göre pazarlama taktikleri geliştirilebilsin. Ama ürün pazarlanırken hem markamız pazarlanacak hem ülkemiz pazarlanacak. Hata yapmayacaksın. Ürün her geçen gün iyiye gidecek. İhtiyacı tespit edeceksin. Bunun satıcısıyla birlikte Türkiye markasının yaratılması lazım. Bütün fuarlarda standların hazırlanmasından ve standta görev yapacak insanlarımızın iyi yetişmiş ve ihtiyaca cevap verecek niteliklere sahip olmalarına dikkat etmeliyiz. Yurtdışında fuara gittiğinizde Türkiye’den katılanların standları iyi olmuyor. Standta görevli insanların lisanları iyi olmalı işte bu tür çalışmalarla başlıyor. Biz satıcıların daha iyi görüntüleri var. Çünkü biz satıcıyız; birinci görevimiz satmak, oysaki üreticinin birinci görevi üretmek. Üreticiler ve satıcılar da bir araya gelirse pazarlama konusunda çözüm yolları geliştirilirse, daha fazla uğraş verir-sek, makinelerimiz, standlarımız, insanlarımızın lisanı iyi olursa Türkiye markasını oluşturabiliriz. O zaman daha yüksek fiyatlarla satış yapabiliriz.

Kişi başına takım tezgahı üretiminin en fazla düştüğü yerlerden birincisi İsviçre, ikincisi Tayvan. İsviçrelinin yaptığı makine dünyanın en pahalı makinesidir. Tayvan standart makine üretir ama katma değeri en yüksek olan ülke İsviçre’dir. Bu konuda en tepe noktası İsviçre’dir. Bu noktaya ne kadar yaklaşıyorsanız o kadar bu pazardan pay alma şansınız artıyordur. Makine satmaya gittiğinizde makineniz iyi olacak ama görünüşünüz ve sunumunuzda iyi olacak. Sunumunuz iyi değilse makinenizin iyi olması çok fazla bir şey değiştirmiyor. Sunumunuz iyi makineniz kötü ise de bir işe yaramaz. Makineniz iyi olacak, sizde iyi olacaksınız. Türk markasını yaratacaksınız. Türkler makine üretir. “Türkiye markadır” denildiğinde her şey çok daha farklı olacaktır. Almanya markadır, İtalya markadır, Japonya markadır, Tayvan marka olmaya başlamıştır. Bunun getirisi yeni işe başlayan insanların da önünü açacaktır. Yani onlarda o kadar yolu geçmiş olarak başlayacaklardır. Bu yolu açtığınızda arkadan gelecek olan herkese yolu açmış oluyorsunuz. Herkes üzerine düşen görevi yaparsa bu marka öne çıkacak ve marka oluşturulacaktır.

Marka oluşursa Türkiye dünyaya satmaya başlar. Böyle olduğunda hem imalatçı hem üretici olunur çünkü bunlar ayrı şeyler değildir. Dünya değişmiştir. Global bir dünya vardır. Eski yöntemlerle bir yere varılamaz. Yeni yöntemleri kabul edip uygulamamız gerekmektedir. O halde dünyaya dar çerçeveden bakmayı bırakıp, geniş bir perspektiften bakmaya başlamalıyız.