.

Döviz Kurları   Hava Durumu   İstanbul Yol Durumu

............Sonuç

 

Bu köşede ve başka vesilelerle yazdığım genel yazı ve makalelerde hep teknolojik ve teknik konulara değindim. Tüm meslek hayatımda teknolojik alanda bilim ve eğitimle uğraşan  bir insan olarak bunu Ülkemde gelişmiş teknolojiyi yaygınlaştırmak ve sağlam temellere oturtmak için yaptım ve yapmaya devam edeceğim.

 

Ancak teknoloji kendi başına bir olgu değildir. Siyaset, ekonomi ve teknoloji arasında sıkı bir bağlantı vardır. Siyaset özellikle hükümetlerin yürüttüğü siyaset, teknolojilerin gelişmesine veya geride kalmasına ortam yaratır.  Diğer taraftan teknoloji de siyaseti  etkiler. Teknolojiler geliştikçe, siyasette özgürlük, eşitlik, demokrasi ve ekonomik refah (zenginlik) yaygınlaşır. Özgürlük ve eşitlik ilkelerine dayanan liberalism ve demokrasi, 1700’lerde teknolojik alandaki devrimi başlatan Sanayi Devrimi ile başlamış ve sanayi geliştikçe demokrasiler de gelişmiştir. Sanayi Devrimi demokrasinin beşiği sayılan İngiltere’de başlamış ve buradan başka ülkelere yayılarak, demokrasiyi de beraber getirmiştir. Bugün, dünya ülkelerine bakıldığında, teknolojileri gelişmiş ve gelişmeye devam ülkelerde  demokrasi de,  ekonomik refah da gelişmiştir. Teknolojileri geri kalan ülkeler, demokrasiyi de,  ekonomik refahı da geliştirememişlerdir.  

 

Teknoloji takımların ve gücün kullanılması hakkında bilgileri içerir. Günümüzde teknoloji terimi, sanatta dahil olmak üzere nerdeyse  tüm faaliyet alanlarında kullanılmaktadır. Ancak algılamada,  teknoloji, bilimin ve mühendisliğin bir sonucu sanılmakta ve bütün mühendislik dallarını kapsamaktadır. Bu dallardan bizi ilgilendiren bir tanesi üretim teknolojisidir.  

 

Üretim teknolojisi bir ürünü elde etmek için uygulanan işleme bilgilerini, bu bilgilere dayanarak  gerçekleştirilen dona¬nımı (tezgah, takım, tertibat v.b.) ve bu alandaki  bilim esaslarını içerir.  Bu açıklamadan da anlaşılacağı  gibi üretim teknolojisi, işlemler ile temsil edilen  fiziksel (teorik) ve  do¬nanım (teknik) ile temsil edilen uygulama esaslarının bir bütünüdür. Üretim teknolojisi tüm diğer teknolojilerin temelini oluşturur ve onun gelişmesi, diğerlerinin gelişimini sağlar.  

 

Bir ürünü elde etmek için uygulanabilecek birden fazla farklı teknolojiler vardır. Bu teknolojilerin hangilerinin daha iyi olduğu teknik ve ekonomik kriterlere bağlı olarak değerlendirilir. Teknik kriterler kalite, sabit kalite ve esneklik (değiştirilebilme özelliği); ekonomik kriterler ise üretkenlik ve buna bağlı maliyet (fiyat) faktörlerini kapsamaktadır. Boyut, şekil ve yüzey kalitelerini içeren kalite faktörü esasen güvenilirliğin kısacası ürünün  öngörülen belirli bir zaman içerisinde etkin bir şekilde çalışmasını ifade eder. Bu faktörlerin daha iyi bir şekilde meydana getirilebilmesi için teknolojiler sürekli olarak değişmektedir. Şöyle ki gelişme bakımından esas olan teknolojinin kendisi değil teknolojinin gelişmesidir.

 

Teknolojiler ampirik veya rasyonel olarak yürütülmektedir. Genelde kişisel bilgilere ve tecrübelere dayanan ve oldukça az miktarda bilimin verilerini kullanan ampirik teknolojilerde, esas amaç ürünü imal etmektir. Kalite, üretkenlik ve maliyet unsurları ikinci planda veya bazen hiç dikkate alınmamaktadır. Temel olarak bilime dayanan rasyonel teknolojilerde amaç sadece parçayı imal etmek değil, bunu istenilen kalitede ve en düşük fiyatla gerçekleştirmektir.

 

Türkiye’de üretim alanında kullanılan özellikle CNC-CAD-CAM sistemlerine dayanan teknolojiler bizim geliştirdiğimiz ve ürettiğimiz teknolojiler değildirler. Bunların hemen, hemen hepsi gelişmiş ülkelerden ithal edilen teknolojilerdir. Bu teknolojilerden iyi sonuçlar almak için bunların bilinçli kısacası rasyonel bir şekilde kullanılması gerekir. Rasyonel kullanım ancak bu alandaki  teknolojik bilimin gelişmesi ve üretimde çalışan büyük bir kitleye eğitim ile yayılması ile mümkün olabilir. Bu hususta  tüm eğitim kademelerinde bilinçli ve sağlam temellere dayanan reformların yapılma zamanı gelmiştir.

 

Teknoloji ve onun etkilediği ekonomi, gelişmesi için istikrarlı bir siyaset ister. Ancak Ülkemizde bir süreden beri ve özellikle son dört ay içinde, istikrarlı bir siyasetten bahsedilemez oldu. Dün iktidarda olan Partinin durumu hakkında açılan dava sonuçlanmıştır. Doğal olarak sevinenler ve üzülenler olmuştur. Benim Yüksek Mahkemenin verdiği karardan çıkardığım sonuç, Türkiye’de tüm kesimleri kapsayacak reformların yapılmasının zaruret haline geldiğidir. Büyük bir çoğunluğun kabul edeceği  reformlar yapılsın ki, siyaset istikrara kavuşsun; ekonomik ve teknolojik gelişmeler gerçekleşsin.

 

Hoşça kalın !

Prof. Dr. Mustafa AKKURT

E-mail: akkurt@tiad.org